Naaasılllll!!!!
Leyla ile
Mecnun bitiyor muymuş?
Şimdi doğru
oturup doğru konuşalım.. hiç eğip bükmeyelim lafı. Aşikarı saklayamazsın ne de
olsa. Sessizlikte boğulmayacağımıza göre.. ama ona rağmen konuşamıyorsak da
mesela.. yazalım o halde biz de! Kelimeler güzel anlatır ne de olsa beni.
Mutlu musunuz siz?
Yaşadığınız ülkede.. yaptığınız işte.. evliliğinizde.. kendi kendinize
kaldığınızda göz ucuyla baktığınız aynada ne görüyorsunuz misal. Ya da hiç
aynaya bakıyor musunuz? Bir de öyle bi durum var dimi.. bakabiliyor musunuz? Mesela..
hep merak etmişimdir; bir insanın özgürlüğünü alan, onu hapseden lüzumsuz yere,
ve ya sebepsiz gözlerini morartırken sıradan insanların.. bazı insanların
mizahını bazılarının düşüncelerini hatta kiminin hayallerini çalan bu insanlar,
akşam olup da eve gittiklerinde hiç aynaya bakarlar mı? Aa gözümün üstünde
kaşım da varmış yerine.. ağzımdan ne gereksiz sözcükler çıktı bugün de demezler
mi.. ya da bu kafa sahip olduğum beyin için çok büyük değil mi demezler mi..
hep merak ederim içten içe. Garip.. eğer yüzsüzce bakabiliyorlarsa
yansımalarına.. üzücü. Bazen kuşku duyuyorum.. bu insanlar hiç mi sevmemiş hiç
mi sevilmemiş yahu! Hiç mi.. Kötülük tohum değil ki. Ektiğinde sadece o
çıksın.. hiç mi aralara sıkışmamış iyilik denen kırıntı.
Peki siz hiç
hayatınızda ceza aldınız mı? Okulda öğretmeninizden.. evde babanızdan.. sokakta
topunuzu acımasızca kesen bakkal amcadan.. hangimizin kulağı çekilmedi ki. Peki
neydi suçlarımız.. derste öğretmenden izin almadan konuşmak, annenin yaptığı
yemeği sevmemek, sokakta oyun oynamak! Ahh be.. biz çocukken bile ne
anarşistmişiz!
Gerçi.. öyle
yaşıyoruz ki. Öyle bi zaman ki öyle bi yer ki.. az kaldı sadece nefes aldık
diye suçlanacağımız günlere az kaldı.. özgürce yaşamak! “özgürce” ..kim?
..nerede? ..nasıl? özgürlük neydi ki hatırlıyor musunuz? Ben bi şeyi
hatırlıyorum.. birinin özgürlüğü diğerinin özgürlüğünü engellediği noktada
biter. Ben böyle öğrendim ilkokul sıralarından bugüne gelene kadar böyle
gördüm, bildim. Siz?
Peki şuan..
Ne mi oluyor..
yazmaya kalksam, okumaktan sıkılırsınız.
…
Biri geçen gün
bir şey yazmış.. Leyla ile Mecnun’u da mı kaybediyoruz derken rastlaştım. “
..bir tek yalnızlığımız kaldı o da gitmesin” demiş. Ne doğru..
…
Ceza alma konusuna gelirsek.. ben hayatım
boyunca çok ceza aldım.. tek ayak üstünde tahtanın önünde bekledim saatlerce.. tatil
günlerimi odamda pinekleyerek geçirdim, eve kapatıldım arkadaşlarım sokakta
cirit atarken.. bisikletimi bodruma kitlediler.. haftasonu televizyonu
yasakladılar.. ben taa küçüklükten beri özgürlüğüm için savaşırım işte! Yaşım kaç
oldu.. hala okuyorum o ayrı. Ama hala aynı savaştayım. Tüm istediğim biraz
hayal kurmak, düşünmek, az biraz sesimi yükseltmek belki.. istediğimi izlemek
istediğimi okumak istediğimi dinlemek.. yahu birini dinlemek bu kadar zor
olmamalı! Başka birisinin senden farklı düşündüğünü kabul etmek, bir ‘başkası’
düşüncesi bu kadar anlaşılmaz olmamalı, sen olmayan. O kadar mı zor?
Çok güç
değil.. inanın bana!
..
Ne diyordum
ben.. heh!
...-bunu bir daha
sorma Mecnun!
…anlaşıldığı
gibi ne Leyla’yı ne Mecnu’nu ne de yalnızlığımızı.. yedirmesek mi acaba? ..diyorum.
Misal ben şu
sıralar Leyla ile Mecnun izliyorum. Bazı anlar İsmail Abi gibi gelmeyecek bi
gemiyi bekliyor gibi hissetsem de.. mütemadiyen gülüyorum. Deneyin derim.. onu
da yaptım, ama hala mutsuzum diyorsanız.. hala diğerlerini anlayamıyorum
diyorsanız.. son çare!
topuk topuk
topuk..
E.



